Dağlık Karabağ: Ateşkes anlaşması sonrası Türkiye’nin rolü ne olacak, arka planda neler yaşandı?

0
104

Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ve Ermenistan arasında 27 Eylül’de başlayan çatışmalar, 9 Kasım’da imzalanan ateşkes anlaşmasıyla sona erdi.

Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan arasında imzalanan anlaşmayla birlikte 10 Kasım itibarıyla çatışmalar durdu ve taraflar pozisyonlarını korudu. Azerbaycan, anlaşmayla hem Dağlık Karabağ içinde ilerlediği alanlarda kontrolü sağlamış hem de Ermenistan’ın yedi bölgeden çekilme talebini kabul ettirmiş oldu.

Rusya da hem Dağlık Karabağ’da 28 yıldır oluşturmak istediği askeri gücü oluşturmuş hem de açılacak stratejik önemi yüksek koridorlarda kontrolü sağlamış oldu.

Dağlık Karabağ

Anlaşmaya giden süreçte neler yaşandı?

Daha önce üç kez insani ateşkes anlaşmasına varılan ancak her seferinde ihlâl edilen süreçte, bir yandan da kalıcı ateşkes için çalışıldı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı’ndan bir yetkilinin BBC Türkçe’ye verdiği bilgiye göre; Bakü, Moskova ve Ankara’nın rol oynadığı görüşmelerin başından bu yana Ermenistan’ın “rayon” adı verilen, Dağlık Karabağ çevresindeki yedi bölgeden çekilmesine ilişkin takvim talep etti.

Azerbaycan, bu takvimi görmeden masada ilerleme sağlanmayacağı hususunda diretti.

Moskova ve Ankara’nın arabuluculuğunda bir takvim belirlense de, Ermenistan Pazar sabahına kadar bu takvime uyacağına dair bir teminat vermedi.

Pazar sabahı Azerbaycan ordusunun Şuşa’ya girmesi ve yönetim merkezi Hankendi’ye (Stepanakert) çok yaklaşması sonrası, Ermenistan ordusu burayı da kaybetme korkusuyla Başbakan Nikol Paşinyan’a ateşkesi imzalama önerisiyle gitti. Paşinyan da belirlenen takvim konusunda uzlaşacağını Moskova ve Bakü’ye bildirdi.

Bu dakikadan sonra Pazartesi gecesine kadar, yani anlaşmanın imzalandığı son ana kadar müzakereler devam etti.

Bu müzakereler sırasında sahada elini güçlendirmiş olan Azerbaycan, Ermenistan’ın o güne kadar kabul etmediği, Rusya’nın da “çok güçlü şekilde olmamakla birlikte Ermenistan’dan yana tavır aldığı” üç konuyu da kabul ettirdi.

Bunlardan biri, Ermenistan’ın, çatışmaların devam ettiği Laçin ile Kelbecer bölgelerinden çekilmesiydi. Azeri yetkilinin verdiği bilgiye göre Rusya, bu konuda Ermenistan’ın taleplerini dayatmasa da geçici süreyle mevcut durumun korunmasını ve ilerleyen zamanda durumun netleşmesini öngörüyordu.

Anlaşmanın son halinde Ermenistan’a geri çekilme için Kelbecer’de 15 Kasım’a, Laçin’de de 1 Aralık’a kadar süre verildi.

Paşinyan ve Putin

İkinci konu ise Azerbaycan’ın, nüfusun çoğunluğunun Ermeni olduğu Dağlık Karabağ bölgesinde ilerlediği toprakları elinde tutması oldu. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Şuşa’yı da aldıktan ve Ermenistan’ı takvim konusunda ikna ettikten sonra bu talebinde ısrarcı davrandı.

Son konu da Nahçıvan ile Azerbaycan arasında, Ermenistan’dan geçecek bir irtibat yolu açılması oldu.

Anlaşmada Laçin’de Ermenistan-Dağlık Karabağ arasında açılacak olan koridorun zamanlaması ve genişliği gibi özellikleri net bir şekilde belirtiliyor.

Bununla birlikte Nahçıvan ile Azerbaycan arasında Ermenistan üzerinden geçecek irtibat yoluyla ilgili bazı detaylar ise yer almıyor.

Anlaşmaya göre, Laçin koridorunda Rus Barış Gücü’nün kontrolü sağlaması öngörülüyor. Nahçıvan-Azerbaycan arasındaki, Ermenistan’dan da geçecek olan yolda ise kontrol Rus federal güvenlik güçlerinde olacak.

Anlaşmada, Laçin koridorunun beş kilometre genişliğinde olacağı, üç yıl içinde yeni bir yolun inşası için planların tamamlanacağı, Rus Barış Gücü’nün kontrolünde ve korumasında olacağı; güvenli geçişlerin Azerbaycan tarafından garanti altına alındığı belirtiliyor.

Diğer koridor için ise “Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile Azerbaycan’ın batı bölgelerini birbirine bağlayan ulaşım bağlantısı inşa edilmesi sağlanacaktır. Ermenistan, vatandaşların, araçların ve malların engelsiz geçişini sağlamak için bu ulaşım bağlantılarında güvenliği sağlayacağını garanti eder. Ulaşım hattında kontrol, Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSS) Sınır Muhafız Birimi tarafından sağlanır” ifadeleri yer alıyor.

Böylece Türkiye’den Azerbaycan’a doğrudan sağlanan ikmal hattında Rusya’ya ait güvenlik güçleri kontrolü elinde tutmuş olacak. Yolun hangi şartlarda ne zaman yapılacağı ise, bir sonraki aşamada yapılacak müzakerelerle belirlenecek.

Türkiye anlaşmada neden yok?

Türkiye’nin bölgede oynayacağı rolü sorduğumuz Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Erkhov, “Varılan anlaşmanın kalıcı ve geniş kapsamlı çözüm için gerekli şartları sağlayacağı fikriyle hareket ettik. Azerbaycan ve Ermenistan halklarının çıkarlarını koruyacak adil bir temel üzerinde uzlaşılacak bir çözüm…” yanıtını verdi.

BBC Türkçe’ye süreçle ilgili bilgi veren üst düzey bir Türk güvenlik yetkilisi de, anlaşmaya giden süreçte Rusların ve Türklerin birlikte çalıştığını, “sahada ilerleme sağlayan Azerbaycan’ı ateşkese ikna etmenin kolay olmadığını” söyledi.

Yetkili, “Uzun süredir uluslararası alanda Türkiye karşıtı propaganda yürüten Ermenistan’ın, Türkiye’nin adının anlaşmada olmamasını talep etmiş olma ve maddeleri bu şartla kabul etmiş olma ihtimali yüksek” değerlendirmesini yaptı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi Müdürü Dr. Cavid Veliyev de BBC Türkçe’nin konuyla ilgili sorularını yanıtladı. Azerbaycan’ın Türkiye’nin de sürece dahil edilmesi konusunda en başından beri ısrarcı olduğunu belirten Veliyev, anlaşmada olmasa bile Aliyev’in konuşmasında Türkiye’nin rolünün altını çizdiğini hatırlattı.

Aliyev, Pazartesi gecesi ateşkes anlaşmasını duyurduğu konuşmasında, “Kardeşim Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in çabalarını takdir ediyorum. Çatışmaların bitmesinde bu iki lider olumlu rol aldı. Bu aynı zamanda bölgedeki işbirliği formatını da büyük ölçüde belirliyor” demişti.

Türk askerinin rolü ne olacak?

Aliyev’in sözleri bunlarla sınırlı kalmadı. Anlaşma metninde resmen yer almasa da, Türkiye’nin 5. Madde’de belirtilen “barış gücü merkezinde” Rusya’yla birlikte yer alacağını da söyledi.

5. Madde, “Anlaşmanın taraflarca uygulanması üzerindeki kontrolün etkinliğini artırmak için, ateşkesi kontrolü etmek üzere bir barış gücü merkezi oluşturulacak” ifadelerine yer veriyor.

Ancak merkezin nerede ve kimler tarafından oluşturulacağına dair detaylar, anlaşmada yer almıyor.

Azeri yetkiliye göre, Azerbaycan bu maddede Türkiye’nin yer alması için çok çabaladı. Ancak Rusya ve Ermenistan’ın muhalefeti sonucu, bunu sonradan yapılacak farklı bir mutabakatla belirleme konusunda uzlaşıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Kasım Çarşamba günü mutabakatın imzalandığını açıkladı:

“Ateşkesin kontrolü ve denetimi için oluşturacağımız Ortak Türk-Rus Merkezi ile ilgili mutabakat zaptı bu sabah imzalandı. Bu merkez Azerbaycan’ın işgalden kurtarılan toprakları üzerinde kurulacaktır. Ateşkesin ihlâlini önlemeye yönelik tüm tedbirler bu merkez tarafından alınacaktır.”

Mutabakat imzalanana kadar Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve MİT Başkanı Hakan Fidan, Bakü’deydi. Merkezin yerine Azerbaycan’ın karar vereceği belirtildi.

Kremlin ise, bu merkezin Dağlık Karabağ bölgesinde olmayacağı ve Türk askerinin sahada görev yapmayacağını vurguladı.

“Dağlık Karabağ’ın dışında olmamız daha iyi olabilir”

Bu gelişmeleri sorduğumuz Türk güvenlik yetkilisi, mutabak için görümeler sürerken “Biz oraya kesin gideceğiz ama nasıl gidilecek, şartlar ne olacak, koruma gücü mü olacak gözlemci mi, Azerbaycan sınırında mı olacak, bunlar henüz netleşmedi.” demişti:

“Barış gücü merkezinin hedefinin ne olduğuna karar verilecek, ona göre uluslararası hukuka bakılıyor. Örneğin Ermenistan tekrar saldırmasın mı istiyoruz, koruma amaçlı ya da garantör olarak mı gideceğiz, yoksa ateşkes ihlâlleri mi gözlemlenecek, bunu şu an Ruslarla görüşüyoruz.”

Yetkili, nüfusun çoğunluğunun Ermenilerden oluştuğu Dağlık Karabağ’da farklı bir siyasi sürecin yaşandığını belirterek “Dağlık Karabağ’ın dışında olmamız daha iyi olabilir” dedi.

Rus Büyükelçi Erkhov da, Türk askerinin rolünün ne olacağına dair sorumuza yanıt verirken Peskov’un sözlerini hatırlattı ve şu açıklamayı yaptı:

“Ateşkesi gözlemlemek üzere bir merkez oluşturulacak ve bu merkez Azerbaycan topraklarında olacak.”

Dağlık Karabağ

Barış gücü merkezinin dışında anlaşmaya göre bir de 1960 Rus askeri personelinden oluşan bir Rus Barış Gücü oluşturuldu. Zırhlı araçlarla donanmış ve geniş çaplı askeri ekipmana sahip bu güç, Dağlık Karabağ’da Azeri ve Ermeni ordularının temas hattında ve Laçin koridoru boyunca görev yapacak.

Beş yıl görev yapacak olan Barış Gücü’nün süresi, taraflardan itiraz gelmezse beşer yıllık sürelerle uzatılacak.

Bu Barış Gücü’nde Rusya’dan başka bir devletin askerlerinin yer almayacağı Moskova tarafından net bir dille belirtildi.

Dağlık Karabağ’ın statüsü ne olacak?

Aliyev, anlaşma imzalandıktan sonra yaptığı konuşmada “Bu anlaşmada Dağlık Karabağ’ın statüsü hakkında tek bir kelime yoktur. Ne oldu Paşinyan? Cehenneme gitti statü, olmayacak” ifadelerini kullandı.

Son çatışmaların öncesinde, 28 yıldır zaman zaman oturulan müzakere masalarında Dağlık Karabağ’ın statüsü de masaya yatırılmıştı. Ermenistan, kendisine yakın olan yönetimin özerk olacağı farklı bir statü talebinde bulunuyordu.

Bu kez anlaşmada özel bir statüye dair bir ifade yer almadı. Sadece Azerbaycan’a kaçan mültecilerin Dağlık Karabağ’daki evlerine geri dönebileceği, 1992 öncesi duruma dönüleceği ve bunun Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde yapılacağı belirtiliyor.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin bölgeden kaçanlara dair verileri incelemesi ve bir yol haritası çıkarması beklenecek.

Ardından ise bölgenin nasıl yönetileceği masaya yatırılacak. Masada Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan olacak.

Ankara ise, “Azerbaycan talep ettiği sürece diplomatik süreçte de askeri süreçte de yer alacağız” diyor.

BBC Türkçe’ye Dağlık Karabağ’ın statüsüyle bağlantılı konuların “Önümüzdeki günlerde ve saatlerde belirleneceğini” açıklayan Rus Büyükelçi Erkhov, ilk aşamada 9 Kasım’da imzalanan anlaşmanın gereklerinin yerine getirildiğini söyledi:

“Şu an için Rusya Federasyonu’nun barış gücü Dağlık Karabağ’daki temas hattına ve burayı Ermenistan’a bağlayan koridora konuşlanıyor.”

Bu konuda, uluslararası hukuka göre kendi topraklarında olduğu için asıl karar verici olması gerektiğini belirten Bakü ise, “Bir ara statü olabilir” diyor.

Bu konuda Bakü’nün yaklaşımını anlatan Cavid Veliyev, görüşmelerin yapılacağını ancak mevcut yönetime özerklik verilmesindense “kültürel haklar” verilmesinin daha olası olduğunu söylüyor:

“Şu an için bu konuda bir netlik yok. Bir ara statü olabilir. Mevcut yönetimin durumuyla ilgili bir netlik de yok. Azerbaycan, Dağlık Karabağ’da yaşayan Ermenilere yalnız kültürel haklar verebileceğini söylüyor.”

 

BBC’nin Karabağ yorumu/VOİCEPRESS