“Gerçek mi Mizah mı? Trump ve Nobel’in Tuhaf Hikâyesi”

5 Nisan, 20:36

 

Nobel Ödülü, 27 Kasım 1895 tarihli ve 30 Aralık 1896 tarihinde Stockholm’de açıklanan vasiyetnamesiyle Alfred Nobel tarafından kurulan derneğin verdiği, insanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek amacını taşıyan prestijli bir ödüldür. İlk Nobel Ödülleri ise 1901 yılından itibaren verilmeye başlanmıştır.

Konunun ana temasıyla ilgili kısa bilgilendirmeden sonra, ta baştan “Trump’tan yanayım” diyerek tarafımı da belirtmiş olarak devam edeyim:

Malumunuz geçen seneki Nobel ödülünü 9 savaşı bitirdiğini dile getirerek ısrarla Tump istedi.
Onun yerine, lideri don-gömlek yaka paça kaçırılan Venezuella’nın muhalefet lideri Maria Corina Machado’ya verdiler de Trump’ım yandan kâküllümün hakkını yediler, vermediler kör olmayasıcalar.
Maria Hanım, “benim değil Trump’ın hakkıydı” diyerek Trump’a ödülü taktim ederek haksızlık yapıldığını ispatlasa da her onurlu insan gibi Trump da kırılmıştı bir defa.
Hakkıydı çünkü Venezuella lideri Modoru’yu yaka paça kaçırma emrini verip görüntülerini dünya basınına vererek bir de adamın tüm gelirine el koyarak hediyelik gazoz kapağı bile alamayacak hale getirip madara eden ve Maria Hanım’ın önünü açan oydu.

Bu yüzden de;
“Benim hakkımdı lan!” tarzında konuşarak nazikçe üzüntüsünü belli etti ve akabinde de savunma bakanlığının ismini savaş bakanlığı olarak değiştirmek suretiyle, haklı olarak tepkisini de gösterdi.

“Hangi dokuz savaşı bitirmiş” diye muhalefet edene “koskoca süper gücün devleti yalan mı söyleyecek hele hele Trump?” diye soruya soruyla cevap verir, dut yemiş bülbül gibi kalır, söyleyecek laf bulamazsınız!

Örnek isterseniz alın size yıllarca süren savaşın barışla sonuçlandığına dair yaşanmış, en üst rütbelerin şahitliğinde kocaman bir örnek:

Uluslararası toplantıda, Emanuel Macron ile İlham Aliyev sohbet ederken yanlarına hızlı adımlarla Arnavut Başkanı Edi Rama yaklaşıp yüzünü Macron’a dönüyor, kızgın bir ifadeyle:
“Macron suçlusun, Trump, Arnavutluk ile Azerbaycan arasındaki 30 yıllık savaşı bitirdim dedi. Bizi tebrik etmedin.”diyor.
Aliyev gülüyor; Macron cümlelerin şokuyla söylenileni anlamaya çalışıyor, anladığında ise anlatılanın tarihsel saçmalığının da etkisiyle diplomasiyi de bir kenara bırakıp şakacı kahkahası eşliğinde Edi Rama’ya hafif bir tokat atıyor.

Ermenistan ile Arnavutluk’un İngilizce isimleri yakın olduğundan,  Trump bir defa değil üç defa yanlışlık yapmış karıştırmıştır diyebilirsiniz.

Diyebilirsiniz de ben katılmam; İlham Aliyev ile Edi Rama’nın “Arnavutluk ile Azerbaycan 30 yıl savaşmadı” diye Trump’ı yalanlayan bir açıklamasını duydunuz mu?”
Boşuna araştırmayın ben sizin yerinize araştırdım böyle bir açıklama yok!

Bundan da;
Dünya devletlerinin bu iki devlet başının haberi olmadan orduları kendi aralarında 30 sene savaşmış, Trump’ta kimsenin ruhu bile duymadan, ordu komutanlarını çekip konuşarak bu savaşı durdurmuş anlamı çıkar.

Bu da;
Devlet başlarının ve Dünyanın haberi olmadan 30 sene süren bir savaşı barışla sonuçlandırmak bile Nobel Barış Ödülü verilmesi için kocamanca tek başına bir neden!

Ben Trump’ın 2026 yılında bu ödülü hak edecek birçok eylem geliştireceğine eminim.

Bakın şimdi şu an İran, ABD ve İsrail ile savaş halinde mi, aynı zamanda,  İran, yedi tane Arap ülkesini vurmuyor mu?

Etti mi size dokuz!

Bu da;
Dokuz ülke arasında savaş var demek değil mi?
Bunları bitirip ülkeleri barıştırıp, bir de savaştan önce zaten açık olan ama savaş dolayısıyla İran’ın kapattığı Hürmüz’ü açıp, dünyayı enerji darboğazından kurtarıp barış havarisi oldu mu, bence olur. Bırakın olmamayı 2026’da Trump’ın karşısına rakip bile çıkamaz.

Alacağı kesin olduğundan kısacık önemli bir hatırlatmam olacak;
Nobel Barış Ödülünü alanlar bir iki barış eylemi gerçekleştirdiği için aldılar.
Trump ise, 17 devleti birden barıştırdığı için alacak!
Buna kendi ülkesi ABD’de dâhil!

Bu yüzden verilecek olan ödülün dizaynı farklı olmalı?
“Nasıl olacak?” diye sorarsanız,
Ben hiç Nobel Barış Ödülü almadım bilemem de,  sadece manyak yazar kafasıyla önerim olabilir:

Öncelikle Trump ve yaptıklarına uygun şekilde kalın ve uzun, saçları gibi de sivri olmalı!
Taktim ediliş şeklide farklı olmalı, diğer ödül alanlar gibi değil, kabul etmese de ısrar ederek, önünden değil arkasından takdim edilmeli.

Hem de,sağladığı ve sağlayacağı barış sayısı toplamı 17 defa son belirrttiğim masumane eylem gerçekleştirilmeli.

Takdir, ödülü verecek kelli-felli büyüklerimin tabii ki!

Şu uyarıda bulunarak yazıma son vereyim:
Ta baştan söyledim ben Trump’tan yanayım.
Yolda gidip gelirken bir-iki defa da olsa kedi köpeğin kavgasını ayırmışlığım da var. Bundan sebep kendim için de ödüle talip olabilirdim ama gani gönüllülük yaparak “ille de Trump.” deyip meydanı benden önce hakkı olana bırakıyorum.

Eğer ödüle karar veren komisyon Trump’ı 2026’da ödüle layık görmezse, ölünceye kadar hepsi birden ayağıma gelip yalvarsalar da o komisyondakilerle konuşmam, Trump’ı bilmem de ben hakkımı da helal etmem!
Aha da söyledim!
Konuşursam da “Sen böyle böyle dediydin.” diyerek yüzüme vurup rezil edin!

Sağlıkla yaşayıp, verilmiş verilecek tüm barış ödüllerini, huzur, barış, sevgi, insanlık dolu tüm insan gibi insanların sahip olduğu saygı duyulan gönülleri de saygıyla kazanmanız dileğiyle!

Sağlık, huzur, saygı, insanlık ve barışla kalın!

HASAN BARIN