PARİS ANLAŞMASI NEDEN BAŞARISIZ OLDU?

0
8

2020 yılı muhtemelen şu ana kadar kaydedilen en sıcak üç yıldan biri olurken, 2011-20 arasında kaydedilen en sıcak on yıl olacak. Paris Anlaşması’nın imzalanmasından beş yıl sonra, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik küresel çabalar neden başarısız oldu?

Dünya sadece yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını ve salgının getirdiği ekonomik sıkıntılar nedeni ile sorunlar yaşamıyor. Aynı zamanda iklim değişikliği (ki artık değişiklik diyemeyiz felaket kavramı daha uygun olur) yüzünden de sorunlar yaşıyor.

2020 yılı muhtemelen şu ana kadar kaydedilen en sıcak üç yıldan biri olurken, 2011-20 arasında kaydedilen en sıcak on yıl olacak. Ancak yaşanan iklim krizine rağmen ülkeler fosil yakıtlara yatırım yapmaktan vazgeçmedi.

2020 yılı içerisinde G20 ülkeleri, ekonomiyi canlandırmak için fosil yakıt endüstrisine 230 milyar dolardan fazla taahhütte bulundular. Özellikle ABD, İngiltere, Kanada, Rusya ve Hindistan, temiz enerji kaynakları yerine fosil yakıt peşinde.

2020 yılında koronavirüs salgınının neden olduğu ekonomik yavaşlama CO2 emisyonlarında yüzde 7’lik bir düşüş sağlasada, üste belirtiğim ülkeler başta olmak üzere uygulanan mevcut politikalar gezegeni 3,2 ° C dolayında ısı artışına neden oldu.

Yakın zamanda BM Çevre Programı tarafından yayınlanan ‘2020 Emisyon Açığı Raporu‘na göre başta G20 ülkeleri olmak üzere ülkelerin Paris Anlaşması taahhütlerini yerine getirme yolunda olmadığını ortaya koyuyor.

KÜRESEL ÇABALAR NEDEN BAŞARISIZ OLDU?

Öyleyse, neden iklim değişikliğiyle mücadelede bir milat olan Paris Anlaşması’nın imzalanmasından beş yıl sonra, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik küresel çabalar başarısız oldu?

Paris Anlaşması, ülkelerin iklim hedeflerini seçmekte özgür oldukları bir anlaşmadır. Yani herhangi bir bağlayıcılığı bulunmuyor. Anlaşma hükümlerine uyulmadığı taktirde ceza ve yaptırım gibi hükümler söz konusu değil.

Sorunun temelide burada. Ülkeler başından beri iklim müzakerelerini çevresel bir müzakere olarak değil ekonomik olarak gördüler. Örneğin ABD başkanlık seçimlerini kaybeden Donald Trump, emisyonların azaltılmasının ABD ekonomisine zarar vereceğine ve Çin’e fayda sağlayacağına inandığı için Paris Anlaşması’ndan çıktı.

Otuz yıl önce, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) müzakere edilirken, ekonomik büyümenin özünde fosil yakıt tüketimi ve karbon emisyonlarıyla bağlantılı olduğu düşünülüyordu.

Ancak bu düşünce yavaş yavaş değişiyor. Enerji sektörü dahil birçok sektörde ekonomik büyüme yenilenebilir enerji, piller, süper verimli cihazlar ile sağlanabilir.

CESUR ADIMLARA İHTİYAÇ VAR

Ayrıca, iklim krizi tek başına hükümetlere bırakılamayacak kadar önemli bir konudur. Emisyonları azaltmak için vatandaşlardan (özellikle en yoksl yüzde 50’nin iki katından fazlasını oluşturan en zengin yüzde 1) ve özel sektörde somut eylemler ortaya koyması gerekiyor.

İklim değişikliğiyle mücadelede bir dönüm noktası olarak kabul edilen Paris Anlaşması’nın üzerinden beş yıl geçti. Kirlenen ve ısınan dünyanın gidişatı değiştirmek için cesur adımlara ihtiyaç var.