Azerbaycanlı millet vekili: "Rusya Türkiye ile ilişkilerde samimiyse, bugüne kadar PKK'NIN Moskova'da açtığı ofis neden kapatılmıyor?"

Siyasət / Tet-a-tet / Manşet

363

Azerbaycanlı millet vekili:
Farec Guliyev: "Azerbaycan net bir şekilde Türkiye'nin yanındadır. Azerbaycan tüm yöntemlerle Türkiye'ye destek vermeye hazırdır"


VOİCEPRESS.AZ
Uluslararası Enformasyon Bürosu Milletvekili, Milli Uyanış Hareketi Partisi başkanı Farec Guliyevle özel röportajını sunuyor:


- Farec bey, Rusya Federasyonu dışişleri bakanı Sergey Lavrov, Dağlık Karabağ meselesi ile ilgili konuşurken, açıkça Rusya'nın sorunun çözümüne dair somut planının olmamasını dile getirdi ve tarafların sorunu kademeli şekilde çözülmesine çaba sarf etmeli olduklarını belirtti. Sizce sorunun aşamalı çözüm önerisi aslında Rusya'nın çözüm planı değilmi?

-Aslında 20 yıldan fazla zaman kaybından sonra, "bizde sorunun çözümü ile ilgili somut plan yok" gibi düşüncenin söylenmesinin kendisi, Rusya'nın faaliyetinin faydasız ve önemsizliğini aktarıyor. Kaydederim ki, her zaman sorunun aşamalı çözümü müzakere konusu olmuştur. Buna önceki görüşmeler de, Kazan görüşmeleri de örnek ola bilir. Fakat hiçbir görüşmelerin sorunun çözümüne dair ilerleme gözlemlenmemiştir. Aksine neredeyse ermenilerin istediği gibi statüs-kvo üzerində kalınmıştır. Bu yıllar boyunca Rusiya kendisi Ermenistan'a destek verdi. En azından ortak ordu kurma konusunu özellikle belirtmek gerekiyor. Arabulucu eğer çatışma taraflarının birine, özellikle de saldırgan tarafla ordu kurmaya karar veriyorsa, bu artık sorunun çözüm ilkelerine aykırıdır. Fakat bütün bunlara rağmen düşünüyorum ki, sorunun çözümüne ilişkin arayış varsa, onun detayları malum olmalıdır. Avrupa Parlamenterler Meclisi'nin kabul ettiği kararlarda, önceleri bu gösterilmese de, şimdi özellikle belirtiliyor: "Ermenistan Azerbaycan topraklarını işgal ettmiş ve işgal ettiği toprakları terk etmelidir". Bu artık somut bir görüş ifade ediyor. Bundan önce de, BM tarafından bu içerikte 4 karar kabul edilmiştir. Burada ise Rusya somut düşüncenin olmadığını dile getirerek sorunun çözüm anahtarının onda olduğunu haber verir. Bu ise, Rusya Ermenistan'ın tutumunu savunuyor ve net şekilde sorunun dondurulmuş durumda kalmasında meralı olmasını gösterişli şekilde beyan ediyor. Bütün belgelerde "Ermenistan Azerbaycan topraklarından çekilmelidir" fikri ifade ediyorsa, bu neden aşamalı olmalıdır? Bu somut bir düşüncedir. Bu nedenle, Rusya'nın önerisi oldukça önemsiz bir nitelik taşımaktadır. İslam İşbirliği Örgütünün son döneminde böyle bir bent kaydediliyor: "Azerbaycan tarafının halkını ve topraklarını savunması için atdığı adımlar destekleniyor". Yani halka ve torparqlara zarar veriyorsa, biz her yola başvura biliriz. Orada 60-a yaklaşık devlet temsil olunuyor. Rusya ise "somut düşünce yoktur", "sorun kademeli çözülmelidir" gibi fikirler yürütmekle, bu uluslararası kuruluşlar tarafından yapılan çağrılara gölge düşürmek niyetinde. Ama Rusya Donbas içinde artık dondurulmuş çatışma kaynağı diyor. Şu an Kırım'da Rusya'daki beklenen cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlık çalışmaları yapılıyor. Azerbaycan Cumhuriyeti cumhurbaşkanı, sayın İlahm Aliyev de, defalarca Dağlık Karabağ konusunda şimdiki statüskvonun çeşitli bahanelerle uzatılmasının yol verilmez olduğunu ifade ediyor. Sorunun çözümüne ilişkin hiçbir adım atılmıyorsa, o zaman biz BM ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak, topraklarımızı harp yolu ile azad ederiz. Bu sorun çözülmelidir. Bu nedenle, Lavrov'un açıklaması ne kadar ince görünse de, kesin olarak, statüskvonun korunmasına hizmet ediyor.

- ABD'nin Rusya'dan, özellikle Güney Kafkasya'da silah alan ülkelere karşı yaptırımlar uygulayabileceği meselesi ne kadar Azerbaycan'a geçerlidir ve bu durumda Azerbaycan ne gibi adım atmalıdır? Çünkü Ermenistan'a Rusya silah ve mühimmatı qayrı- satışla dahil olursa, o zaman Güney Kafkasya'da bir tek Azerbaycan Rusya'dan silah satın alıyor, diye bileriz. Meseleyi nasıl yantlarsınız?

-Ben silah kvotasının beklenilmesinden yanayım. Fakat bölgede silah kvotası artık çoktan bozuldu. Yani Ermenistan silah-surasatın bir kısmını Azərbuaycanın işqal altında olan topraklarında gizlemiş, bu artık net şekilde silah kvotasının ihlali demektir. Öte yandan, Ermenistan satın almasa da, silahını yasadışı yollarla almaya devam ediyor. Büyük miktarda Gümri'ye getirilen silahlar kredi halinde alınan silahlar, daha sonra kredi borçlarının silinmesi ile hayata geçiyor. Bunlar kaçınılmaz olaylardır. Daha önce de belirttim, üstelik Ermenistan ve Rusya arasında ortak ordu yaradılmıştır. Bu ise, ortak ordunun hesabına dahil olan mühimmatlar, mühimmat net şekilde Ermenistan'ın askeri balansına dahildir. Biz mudafie olmaya mahkumuz. Zira işqal olunan tarafız ve bu tür yasadışı yollarla silahlanan bir saldırgan devlete karşı mücadele ediyoruz. ABD'nin Rusya'dan, özellikle Güney Kafkasya'da silah alan ülkelere karşı yaptırımlar uygulanacağı konusunu gündeme getirirken, önce sürekli Rusya tarafından yasadışı yollarla silahlanan Ermenistan'ın silahsızlaşdırlmasına cağırış etmeli. Fakat bütün bunların yanı sıra ben düşünüyorum ki, Azerbaycan Rusya'dan değil, diğer NATO ülkelerinden silah almalıdır. Çünkü Ermenistan ve Rusya müttefiktir. Bizim topraklarımızı ise aslına Rusya işgal etti, Ermenistan'ı ise sadece kontrol amacıyla Karabağ'a dikdi. ABD kendi çıkarları çerçevesinde çağrılar etmeden önce, bölgedeki tehlükesizliyin sağlanması açısından da, Ermenistan'ın yasadışı silahlanmasını göz ardı etmemelidir.

- 23-26 ocak Tarihlerinde Avrupa Parlamenterler Asamblesinde Ermenistan cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın konuşması bekleniyor. Bugünlerde ise Ermenistan uydurulmuş tarihlerine daha bir uydurma tarih ekledi. Şöyle ki, Ermenilere göre 13 ocak tarihi onlarda kanlı ocak tarihi gibi bu yıldan tarihe yazıldı. Ermeni iddialarına göre Bakü'de katledilen ermeniler 13 ocakta anılıyormuş. Sizce Sarkisyan bu saçmalıkla Avrupa Parlamenterler Meclisi'nde konuşma edebilir mi?

-Ermenilerden ne söylesen beklenebilir! Burada şaşıracak hiçbir şey yoktur. Ermeniler Hocalı soyqrımı sırasında öldürdükleri azerbaycanlı çocukların resimlerini bile dünya kamuoyuna ölmüş ermeni çocukları gibi sunmaktan çekinmiyor. Hasta zihniyetli ermenileri sorgulamak uzun bir konudur. Biz kesin olarak, ermenileri yenmeliyiz. Onları kaputaliasiya eylemine imza atmasına mecbur etmliyiz. Onlar uydurulmuş tarih yazma iddialarından vazgeçmeyecekler. Onlar bu tür tarihsel olaylar uydurmakla, kendilerini dünya kamuoyu karşısında zavallı gibi göstermek amacındadır. Herkes biliyor ki, 20 ocak tarihinde Stavropol ermenilerden oluşturulmuş Rusya birlikleri tarafından Azerbaycan'a dahil olmuşlardır. Bu nedenle, onların uydurma konuşmalarının hiçbir önemi yoktur. Biz sadece topraklarımızı işgalcilerden kurtarmak hakkında ciddi düşünmeliyiz.

-Ermenistan uzmanları iddia ediyor ki, Ermenistan'da yeni yılda fiyat artrımları İran olaylarının tekrarlanacağına işaret ediyor. Ama Ermeni milletvekili Nikol Paşinyanın "İktidarı devirmek sorun değil" demesiyle birlikte diğer bir milletvekilin "Ermenistanda mutlak süratte savunma sistemini yeniden yapılanmalıdır" gibi konuşmaları, sizce Ermenistan'ın çökme aşamasının göstergesi değilmi?


-Ermenistan artık çökmüş bir devlet. Belirttiğim gibi Ermenistan Rusya'nın bir eyaletidir. Rusya'da müşahide edilen çöküntüler Ermenistana da yansiycaktı. Ermenistan'ın eski başbakanı bir defa yaptığı açıklamada Azerbaycanın Dağlık Karabağ savaşında aktif tepgi gösterdiği zaman, Metsamor Nükleer Santrali patlatacağız, diye yanıt verdi. Düşünün ki, ora patlarsa, bütün bölge tehlike altında olacak, özellikle de, bu partlama Ermenistan'ı etkileyecek. Bu ise o anlama geliyor ki, Ermenistanı ne eməni nüfusu ne de onun güvenliği ilgilendirmiyor. Ermenistan net olarak, Rusya'nın talimatlarını yerine yetiriyor, bu ermeni toplumunun zararına olsa bile...

- Türkiye'nin Afrin operasyonu, daha doğrusu "Zeytin Dalı" operasyonuna destek vermeyen Rusya ile Türkiye'nin bundan sonraki ilişkileri nasıl olacak? Bunun için ne söyleye bilirsiniz? Birçok Batı yönlü yorumculara göre Türkiye Rusya ilişkileri artık önceki düzeyde olmayacak.


-Katılıyorum. Rusya Türkiye ilişkileri geçici bir sürelik ilişki olduğunu ben önceden de söylemiştim. Bunun Rusya da farkında. Bugün Türkiye PYD ve PKK terör örgütlerine karşı mücadele ettiği halde, bugüne kadar PKK'nın Moskova'da açtığı ofis neden kapatılmıyor? Demek ki Rusya düşünüyor ki, ABD PKK ve PYD destek elini çekerse, bu terrör rgütlerinin sığınma yeri Moskova olmalı. Resmi Moskova'ya ise bu Türkiye'ye baskı için gereklidir. İki devlet arasında güven olduğu halde böyle bir konunun olması imkansızdır. Türkiye ise bunun farkındadır. İşte bu yüzdendir ki, Türkiye artık Batılı devletler ile ilişkileri normalleştirmeye başladı. "Zeytin Dalı" operasyonunda da İncirllikden fazlasıyla yardım alınıyor. Türkiye'nin Afrin operasyonunu ise İngiltere ve diğer Avrupa devletleri destekliyor. Rusya Suriye'den geri çekilmek için fırsat kovluyordu. Çünkü yaptırımlarla çıkmaza sürüklenen Rusya daha fazla güç gösterisi yapamaz hale geldi. Afrin operasyonu ise Rusya için geri çekilmek adına bir fırsatdı. Fakat bir daha belirtmek isterim ki, ne Türkiye Rusya'ya ne de Rusya Türkiye'ye sonuna kadar güvenmiyor...

- Azerbaycan kardeş Türkiye'nin Afrine saldırısı konusu gündemdeyken hangi pozisyondan konuşma yapmalı sizce?

-Azerbaycan'ın pozisyonu her zaman açıktır. Toplantıların birinde sayın Cumhurbaşkanı Aliyev, Ermenistan temsilcisinin Türkiye'nin aleyhine söylediği fikre karşı "Türkiye cumhurbaşkanı burada yoksa, ben buradayım!", diye cevap verdi. Biz bu kadar birbirimize yakın bir devletiz. Ben her zaman söylüyordum, Türkiye arasında mevcut kültürel ve ekonomik ilişkiler derhal siyasi ve askeri ilişkilere transfer almalı. Şükürler olsun ki, bu mesele de gerçekleşiyor. Azerbaycan net bir şekilde Türkiye'nin yanındadır. Azerbaycan tüm yöntemlerle Türkiye'ye destek vermeye hazırdır. Bugün Türkiye'nin manevi desteğe çok ihtiyacı var. Bu bakımdan Azerbaycan Türkiye'nin yanında olduğunu defalarca devlet düzeyinde beyan etmekten çekinmiyor.

- İran olaylarından sonra İran başkanı Hasan Ruhani'nin Azerbaycan'a gelişi, Türkiye'nin Afrin operasyonunda Azerbaycan'dan destek beklemesi, Kudüs'ün ABD tarafından İsrailin başkenti ilan edilmesi ile ilgili açıklamadan sonra Filistin'in Azerbaycan'dan manevi destek beklemesi gibi hususlar yabancı uzmanlar tarafından Azerbaycan'ın artık bölgede ayrı -ayrı devletlerde yaşanan olaylara etki edebilecek güce sahip olması gibi degerlendiriliyor.Bilmek isteriz, bu gerçekten böylemi?

-İslam İşbirliği Örgütünün son çağrıları arasında Azerbaycan'ın tolerant devlet olmasını örnek olarak gösterilmesi vurgulanıyor. Azerbaycan'da etnoslara, dinlere hoşgörü Azerbaycan halkının huyunda var. Hala sovyet döneminden bu yana Azerbaycan'da ne dini, ne de ulusal ayrımcılık olmamıştır. Her zaman Azerbaycan'da yahudiler, Talışlar, Ruslar, Ermeniler beraber yaşamışlar. Bugün de, senaqoqlar, camiler ve kiliseler Azerbaycan'da faaliyet göstermektedir. Azerbaycan'da hiçbir tarikat dağılımı da yoktur. Azerbaycan'da diğer islam devletlerinden farklı olarak şii ve sünniler bir yerde namaz kılıyor. Bu kendiliğinden islam dünyası için bir örnektir. Tüm bunların yanı sıra Azerbaycan komşu devletlerle sıfır sorunlu komşuluk politikası çizgisi izlemektedir. Gerçi biz gösterdiğimiz özeni birçok durumda kendimize karşı göremiyoruz. Rusya ve İran bazen yüzümüze başka, arkamızca tamamen zıt konumdan konuşmalar yapıyorlar. Azerbaycan inanılmış ve samimi ortaktır. Azerbaycan herkes için altın köprü rolünü oynuyor. En önemli sebep ise Azerbaycan'da dinler ve milletler arası düşmanlığın olmamasıdır ki, Azerbaycan bölgede yetəri kadar nüfuza sahip bir devlete dönüşmüştür. Azerbaycan bugün ister Kuzey-Güney koridoru olsun, ister Batı-Doğu koridoru üzerinde olması, petrol üretimi ve trafiği devleti olarak da çok önemlidir. En önemlisi ise sanıyorum, devlet yöneticileri arasında kişisel ilişkilerin de rolü az değildir.

- Azerbaycan'da beklenen cumhurbaşkanlığı seçimleri sizce neler vad ediyor? Siz Milli Dirçeliş Hareketi Partisi'nin başkanısınız Farec Guliyev parti başkanı olarak başkanlık seçimlerinde katılacakmı?


- Ben bugün Parlamentoda temsil edilen muhalefet partisinin başkanıyım. Ama kaydederim ki, bizim muhalefetimiz devlete karşı, insanlara karşı muhalefet demek değildir. Biz ulusal çıkarlar adına atılan tüm adımları destekliyoruz. Bizim için esas mesele ulusal çıkarlardır. Bizim muhalefetimiz önyargılı değil. Bazen gözlemliyoruz ki, iktidar temsilcisinin iyi ve kötü ameli ayrım yapılmadan eleştiriliyor, "çekil koltuğuna ben oturayım" amaline hizmet denir. Fakat sual olunmuyor ki, sen hangi düşünce ile kürsü başına geçmek istiyorsun? Biz iktidarda oturmayı sadece fiziksel olarak iktidar koltuğunda oturmakta görmüyoruz. Biz düşüncemizin iktidarda olmasından yanayız ve bunun için çalışıyoruz. O düşünce ile o koltukta kim oturuyor otursun, bizim için esas değil, esas hangi düşüncenin iş başında olmasıdır. Ben 2013 yılında cumhurbaşkanlığı seçimlerinde katıldım. Bu yılda beklenen seçimlerde partimiz katılacak. Aday henüz netleştirilmedi. Bu ben de olabilirim.

-Farec bey, sizi birçok konulara objektif yaklaşan bir milletvekili olarak tanıyoruz. Bir konuya fikir bildirmenizi, hatta yeri gelirse bu konuyu Parlamentoda seslendirmenizi rica ediyoruz. Bugünlerde redakasiyamıza Leletepenin özgürlüyü uğruna bacaklarını kaybeden gençler müracaat etti. Onların toplamı 143 manat değerinde cumhurbaşkanlığı bursu almaları belli oldu. Bilindiği üzere, birçok yazar ve sanatçılarda cumhurbaşkanlığı bursu göstergeleri daha yüksektir. İlginçtir, bu burslar hangi göstergelere göre şöyle dağıtılıyor ve bu paylaşmanın daha adaletli şekilde çözümlenmesinin sağlanması mümkünmü?

- Gerçekten de, ciddi bir konu. Ben söz veriyorum, bu konuyu araştıracağım ve bir sonraki Parlamentoda bu konuyla ilgili gereken adımların atılmasına çalışacağım.

- Çok sağolun, değerli görüşleriniz için teşekkür ederiz.

-Buyurun. Ben teşekkür ederim.




Ülker Musazade
VOİCEPRESS.AZ